+90 539 342 6363
 
   

  Esengül ORHAN



Esengül ORHAN   -   esengul@hotmail.com
21.03.2022   -   158 defa okundu..
Çanakkale..
Paylaş

ÇANAKKALE SAVAŞLARI


 


Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar


 


O,rüku olmasa dünyada eğilmez başlar


Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor


Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor


       İşte bir hilal uğruna birçok güneşlerin feda edildiği ÇANAKKALE SAVAŞLARINI Mehmet Akif böyle anlatıyordu. Bu kanlı savaş ortamında “Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum” diyen Mustafa Kemal bir savaş tarihi yazmaya hazırlanıyordu.


       Tüm tarihçilerinde önemle bahsettiği Çanakkale Savaşının nedeni, özelliği, askeri yönden yapılışı ve Mustafa Kemal’in askeri yönden yapılıştaki rolü, sonuçları ve sonuçlarının anlam ve önemi nedir


       Bundan 3.165 yıl önce TROYA SAVAŞLARINA ev sahipliği yapmış ÇANAKKALE de YİĞİT HEKTOR’dan 3.165 yıl sonra Asrın Lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün dehası ile yeniden bir destan yazılacaktı.


Tarihin bu önemli savaşına yolculuğa hazır mıyız....


Çanakkale Savaşı 1. Dünya Savaşı içinde İngiliz ve Fransız Kuvvetlerinin Çanakkale Boğazı’ndaki Türk Kuvvetlerine saldırmaları neticesinde başlayan tarihin en kanlı savaşlarından biridir. Türk azim ve iradesinin maddi üstünlüğü yendiği bir savaştır.


Çanakkale Savaşı’nın sebepleri siyasi ve askeri olmak üzere iki kısımda toplanabilir.


SİYASİ SEBEPLER:


1.İngilizlerin, Boğazlar gibi stratejik bir bölgeyi Ruslardan önce, yıkılmakta olan Osmanlı Devletinden almak arzusu.


2.Bulgaristan, Sırbistan ve Romanya gibi tarafsız devletlerin karşı tarafa katılmasını önlemek veya hiç olmazsa tarafsız kalmalarını sağlamak.


3.Osmanlı Devletinin, Almanlarla yaptığı tarafsızlık esasına dayanan anlaşma gibi, İngilizlerle yaptığı toprak bütünlüğümüzün garantiye alınması hakkındaki teklifin kabul edilmemesi ve Osmanlı Devletinin büyük devletler arasındaki gruptan birine katılmak mecburiyetinde kalması.


4. Çanakkale’de kazanılacak bir zaferin dünyada Türk ve İslam alemi üzerinde bırakacağı tesirler.


ASKERİ SEBEPLER:


1.Uzlaşma Devletlerinin, batı cephesinin yükünü azaltmak amacıyla ikinci bir cephe açarak ,Fransa cephesindeki Alman Kuvvetlerini buraya çekmek veya buradan kuşatmak isteği.


2.Türklerin doğuda, Almanların ısrarı ile yaptığı Sarıkamış harekatına katılan bir kısım kuvvetin batıya çekilmesini sağlayarak Rus cephesindeki Türk tazyikini azaltma düşüncesi.


3. İngilizlerin, deniz yolu ile Ruslara yardım ve Karadeniz’de hapis kalan Rus ticaret ve harp gemilerinin Akdeniz’e çıkmasını sağlamak istekleri.


4.Almanlarla Osmanlı Devletinin irtibatını keserek karşılıklı yardımlaşmalarını önleme amacı.


5. Almanya’dan yardım alamayacak bir Türk Ordusunun Mısır ve Irak cephesinde İngilizlere karşı muhtemel bir kanal taarruzu yapamayacağı düşüncesi.


6.Nihayet (Goben-Yavuz ve Breslav-Midilli ) isimli 2 Alman Harp Gemisinin boğazlardan geçerek Osmanlı Donanmasına katılması ve bu iki geminin teslimini isteyen İngilizlere gemilerin Karadeniz’e açılarak Rus şehirlerini bombardıman etmesi, zaten bir bahane bekleyen harbin başlamasına sebep oldu.


ÇANAKKALE SAVAŞI’NIN ASKERİ YÖNÜ:


Çanakkale Savaşında Türk Ordusu İngiliz, Fransız ve İngilizlerin sömürgelerinden gelen askerlerin oluşturduğu Anzak Kuvvetleri ile çarpışmıştır. ANZAK: Australian and New Zaleand Armi Corps yani


Yeni Zelanda Silahlı Birliklerinin sözlerinin baş harflerinin birleşmesinden doğan bir sözcüktür.


BOĞAZI DONANMA İLE GEÇME TEŞEBBÜSÜ:


İtilaf Devletleri, Boğaz’ı donanmaya ile geçmeye 28 ocak 1915 günü karar verdi.


İngiliz ve Fransız filoları İngiliz Amirali Karden komutasında toplandı.


Queen Elizabeth ve İrressistible başta olmak üzere 12 güçlü savaş gemisi


4 kurvazör


16 muhrip


7 denizaltı gemisi


1 uçak


21 mayın arama tarama gemisi Amiral Karden tarafından taarruz için Limni Adası civarında konuşlanarak düzene sokuldu. Toplam asker sayısı 75.000 idi.


Çanakkale Boğazı Türkler tarafından basit toprak siperlerle sağlamlaştırıldı. Kısa menzilli 127 adet top vardı. Boğazın savunulması 3.üncü Kolorduya verilmişti.


Amiral Karden emrindeki donanma 19 Şubat 1915 sabahı Çanakkale Boğazı ağzındaki Türk siperlerine ateşe başladı. Sağlamlaştırılan siperleri tahrip etmek için yapılan bu ateş akşama kadar durmadan devam etti. 25 şubat 1915 de artan bir şiddetle ateş yeniden devam etti. 17 Türk topu düşmanın 186 ağır topu ile savaştı. Neticede boğaz ağzındaki Türk topları susturuldu……


27 Şubat 1915 gecesi düşmanın mayın arama tarama gemileri boğazdan içeri girmeye teşebbüs ettiysede Türk topçularının ateşiyle geriledi. Düşman Kuvvetler 27 Şubatı izleyen geceler mayın arama ve tarama gemileri ile harekata geçti. Ve nihayet boğazın aşağı kısmını mayınlardan temizleme imkanı buldular. Fakat 17/18 mart gecesi Nusret Mayın Gemisinin karanlık limana döşediği 20 mayınlık hattı fark edemediler.


Boğazın geçişe hazır hale geldiği düşüncesine varan itilaf donanması 18 Mart 1915 sabahı iki hat halinde boğaza girdi. Donanmanın 506 son sistem topu ile Türk mevzilerinin 134 eski tip topu düelloya girişti.


       Yine ilginçtir ki 18 Mart 1915 günü Çanakkale Boğazına giren ilk gemi Truva’ya saldıran Aka Kralı AGEMOMNON ‘un adını taşıyan gemiydi. Binlerce yıl önceki husumet hala bitmemişti.


       Boğaz mermi sağanağına tutulmuştu. Top gürültüleri kan ve dumandan başka bir şey görülmüyor, işitilmiyordu. Bu ortamı Mehmet Akif şöyle anlatıyordu:


Öteden saikalar parçalıyor afakı


Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı


Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtmekte yer


O ne müthiş tipidir.


Savrulur enkaz-ı beşer


Kafa ,,göz,gövde,bacak,kol,çene,parmak ,el ayak…..


Veeee


Düşman kuvvetleri donanması Türk Topçularının isabetli atışları ve bir gece önce Nusret Mayın Gemisinin döşediği mayınlar sayesinde büyük kayıplara uğradı.  Gece girdiği yerden geri dönmek zorunda kaldı. 18 Mart Türk’ün zaferiyle kapanmış oldu. ÇANAKKALE GEÇİLMEZ sözü tarihin altın sayfalarında yerini aldı. 


Savaşın birde kara tarafına göz atalım.


BOĞAZI KARAYA ASKER ÇIKARARAK GEÇME TEŞEBBÜSÜ:


       Denizden zorlayarak Boğazı geçemeyeceklerini anlayan İtilaf Devletleri bu sefer de karaya asker çıkararak Boğazı ele geçirmeyi planladılar. Buna göre; İngiliz ve Fransızlar Çanakkale Boğazına . Ruslar da İstanbul Boğazına çıkarma yaparak her iki boğazı birden düşüreceklerdi.


       İngiliz ve Fransızlar Mısır ve Ege adalarında (Akdeniz Seferi Kuvveti) adı verdikleri 90 bin kişilik bir kişilik bir kuvveti toplamaya başladılar.


      Bunu haber alan Türk Genelkurmayı bir çıkarmanın yapılacağını anlayarak 5.ordu (6 tümenli) yu teşkil ederek Çanakkale Boğazının savunması görevini verdi. Bu ordu Saros , Seddülbahir ve Anadolu Bölgelerinde 2 şer tümenlik gruplar halinde savunmaya hazırlandı.


      Ruslar 28 ve 29 mart 1915 günleri İstanbul Boğazını bombardıman etmekle yetindiler ve Türk Donanmasından çekinerek çıkarma yapamadılar.


       25 Nisan 1915 sabaha karşı düşman Kumkale, Seddülbahir ve Arıburnu bölgelerine çıktı.Kumkale’ye çıkan düşman kuvvetleri denize döküldü. Seddülbahir’e çıkan 10 taburluk düşman kuvveti 1,5 taburluk Türk kuvveti karşısında daha fazla ilerleyemedi. Kıyıda uzun süreli muharebeler oldu. Fakat düşman ilerleyemedi.


       Arıburnu’na çıkan düşman kuvvetleri, Çanakkale savunmasının kilit noktası Kocaçimen tepesini ele geçirerek Türk Savunmasını kıracaktı.


       Gariptir ki, Mustafa Kemal’i çekemeyenler onun böyle bir savaşta bile orduda görev almasını önlemek istediler. Hatta bir aralık nüfuslu askerlerden biri Sofya’ya  gelerek :


-Sana bir alay verecekler, İran sınırını geçer, Müslüman milletlerin kuvvetlerini toplayarak Hindistan’a kadar gider İngilizleri orada vurursun… demişti.


Mustafa  Kemal :


-Bir defa bu hayal ….olmasa bile böyle bir iş için sizin alayınıza ne lüzum var Kendim sınırı aşar,toplayabildiğimi söylediğiniz kuvvetlerle Hindistan’a giderim…. Dedi


      Hayır  o vatanın cephelerinde döğüşecekti. Kendisinin göreve atanması için Başkomutanlığa başvurdu. Nihayet Tekirdağı’nda bir Tümen Komutanlığını verdiler. Sofya’da Yarbay rütbesine yükseldiği için konumu böyle bir görev  için elverişliydi. Mustafa Kemal Tekirdağ’ına geldiği vakit eli altında toplu hiçbir kuvvet bulunmadığı gördü. Çok çaba göstererek kendi tümenini kurdu.1914 yılının sonlarına doğru Tekirdağ’ından Tümeni ile Gelibolu Yarımadasındaki Maydos’a gitti. Orada Bölge Komutanı iken bu komutayı daha yüksek rütbeli askere verdiler. Mustafa Kemal Tümeni ile Biga’da ordu yedeğine geçti.


       Tekrar Çanakkale Savaşımıza dönersek; 1915 Nisan Ayındayız.Düşman Arıburnunda……Düşman Kuvvetleri İstanbul’a girmek üzere Çanakkale Boğazını geçmek ve Gelibolu yarımadasına asker çıkarmak üzere idiler. Top seslerinin haber verdiği olay tam da böyle idi. Henüz bir şey bilmeyen Mustafa Kemal, Tümen Kuvvetlerine hazırlık emri verdi. Durumun ciddiyetini kavramıştı.


       Maydos Bölge Komutanlığından olup bitenlere dair bilgi istemekle beraber, Kolordunun veya Ordunun ne yapmak niyetinde olduklarını sordu. Kendi Tümeninin Süvari Bölüğü ile durumu gözden geçirmek üzere Kocaçimen Tepesi’ne geldi. Öğle üzeri aldığı rapora göre düşman Arıburnu’na çıktığından hemen bir tabur yollanması bildiriliyordu. Mustafa Kemal gerek bu raporlarda gerek kendi incelemelerinden şu görüşe varmıştı;  Düşman Kabaltepe taraflarından önemli kuvvetlerle karaya çıkma hazırlığı yapmaktadır. Buna karşı bir tabur değil, bütün tümeni kullanmak lazımdı. Hiç kimseden emir beklemeyerek askerlerini harekete geçirdi. Yol yoktu… Top arabalarını fundalıklardan aşırmak zorunda idiler. Mustafa Kemal yol keşfine bile kendisi çıktı.


       O zorlu yürüyüşte asker yorulmuştu. Onlara kısa bir rahatlama verdi. Yalnız denizden görünmemeye dikkat etmelerini tembihledi. Kendisi yanındakilerle ileriye doğru gitti. Bir aralık yol büsbütün çetinleştiğinden atından indi ve yolu yaya takip etti. Bu sırada oradaki bir tepeyi bekleyen askerlerin Conkbayırı’na doğru koşuşarak kaçtıklarını gördü. Önlerine çıkarak


-Niçin kaçıyor sunuz dedi


-Efendim..Düşman


-Nerededir düşman


-İşte… diye bir tepeyi gösterdiler. Düşmanın bir avcı hattı o tepeye erişmek üzere idi.Bulunduğu yere göre düşman ona kendi kuvvetlerinden daha yakında bulunuyordu.


Kaçan Askere;


-Düşmandan kaçılmaz,


-Cephanemiz kalmadı,


-Cephaneniz yoksa süngünüz var… diye bağırarak askerlere süngü taktırıp yere yatırdı. Aynı zamanda arkadan yetişebilecek kuvvetlerini koşarak bulunduğu yere getirmesi için emir subayını yolladı. Kaçan askerler süngü takıp yere yatınca düşman da bunu bir çarpışma hazırlığı sanarak yere yattı.


       Eğer bu yiğitçe hareket olmasaydı, düşman daha o gün tepeye yerleşmiş olacak ve belki de İstanbul yolu kendine açılacaktı. Mustafa Kemal düşmanı geriye sürerek, kıyıda kalmak zorunda bıraktı. İstanbul Yolu da kapanmış oldu. Arıburnu, Conkbayırı ve Anafartalar onun kahramanlıkları ile tarihe geçti. Conkbayırı’nda bir şarapnel parçası göğsüne isabet ettiyse de saatine rast geldiğinden bir kazaya uğramaktan kurtuldu.


       Yine Çanakkale Savaşımızın kronolojik akışına dönelim.


       Haziran ayında savaşlar Seddülbahir bölgesinde şiddetlendi. 21 Haziran 1915 ‘de Kerevizdere’de 28 Haziran 1915’de Zıgındere’de çok kanlı muharebeler oldu.


       İngiliz ve Fransız kuvvetleri bütün çabalarına rağmen kıyıdan daha derinlere ilerleyemiyordu. Bu durum karşısında kuzeyde Suvla limanına 3 Tümenlik bir kuvvet çıkararak Gelibolu Yarımadasındaki Türk Kuvvetlerini kuzeyden çevirerek takviye Türk Kuvvetlerinin gelişini önlemek üzerine plan yaptılar. Aynı zamanda Arıburnu Bölgesinde bulunan Anzak Kolordusunu yeni kuvvetlerle takviye ederek Arıburnu Bölgesindeki Türk Kuvvetlerini kuzeyden kuşatacak , Kocaçimentepe kilit noktasını ele geçirecek şekilde taaruza sevk etmeyi planladılar.


 


     6 Ağustos 1915 gecesi 3 kademe halinde Suvla Limanı’na çıkarma başladı. 7 Ağustos akşamına kadar devam etti.


       7 Ağustos akşamı çıkan kuvvetler Anafartalar yönünde, Anzak Kolordusu Kocaçimentepe yönünde taaruza geçti. Saroz bölgesinde bulunan Türk Kuvvetleri Anafartalar yönünde çıkarma bölgesine sevk edildi. Anzak Kolordusu 8 Ağustos sabahı Conkbayırı’nı ele geçirdi. 9 gün Conkbayırı’ndan Kireçtepe’ye kadar bütün cephede düşman taarruzları devam etti.


       8 Ağustos 1915 günü Anafartalar Bölgesine yetişen Saros Grubu komutanının kararsız tutumu yüzünden taaruza dahil edilmedi.


       Bunun üzerine Albay Mustafa Kemal Anafartalar Grubu komutanı adı altında bu bölgedeki bütün kuvvetlerin komutanlığına getirildi.


      8/9 Ağustos gecesi emri alan Albay Mustafa Kemal taarruz planını hazırladı. Conkbayırı’nda ve Anafartalar’da giriştiği taarruzlar neticesinde Conkbayırı’ndan düşmanı attı. Ve bütün cephelerde düşman taarruzu durduruldu. Bu 1.Anafartalar Muharebesi düşmana 25bin can kaybına mal oldu. İngiliz Kumandanları bu yüzden değiştirildi. General Hamilton Londra’ya çektiği telgrafta


“Çok cesur savaşan iyi ve idare edilen asil Türk ordusunun karşısında bulunuyoruz” diyerek gerçekleri dile getirmiştir.


       21 Ağustos 1915’de takviye edilen İngiliz Kuvvetleri küçük Anafartalar istikametinde yeniden taarruza geçti. 12.nci Türk Tümeni 3 İngiliz Tümeninin taarruzuna karşı koydu. 23 Ağustos muharebe bittiği zaman; yığın, yığın insan cesedinden, kandan boyanan topraktan başka ortada değişen bir şey olmadı. Bu 2.Anafartalar muharebesi sona erdikten sonra artık İngiliz maneviyatı ve savaş azmi de tükenmişti. Çanakkale’den çekip gitmekten başka çareleri kalmamıştı. Anafartalar Cephesini Aralık 1915’de Seddülbahir Cephesini ocak 1916 da Türk Ordusuna bırakarak çekildiler. Bu savaşta her iki taraf büyük kayıplar verdi.


       Çarpışmalarda Mustafa Kemal’in askeri dehasını, şahsi cesaretini ve insanlık değerlerini belirten birçok olay olmuştur.


*       İngilizler Anafartaları çevirmek istedikleri zaman, bu oyunu bozmak için Kireçtepe’yi elde tutmak lazım gelmişti. Halbuki bu tepeye giden tek yol donanma toplarının ateşi altında idi. Durmadan 38lik gülleler yağıyor, insan değil kuş bile geçmesine imkan bırakmıyordu. Tepeyi tutmak için Mustafa Kemal’den emir alan subay ve askerler tereddüt içindeydiler. Fırsat kolluyorlardı. Düşman ise bu fırsatı vermiyordu.


       Mustafa Kemal siperlere koştu. Askerlerin arasına karıştı.


       -Niçin geçmiyorsunuz Diye sordu. İçlerinden biri


       -Düşman ölüm saçıyor, geçilmez… diye cevap verdi.


        Mustafa Kemal hiç tereddüt göstermeden


       -Oradan böyle geçilir.. dedi ve ileri atıldı. Komutanlarının ileri atılışını gören askerler hep birden, toz, duman, alev ve ölüm kasırgası içinden koştular ve tepeyi tuttular.


*      Tepeye pek buhranlı bir zamanda ilerleyen düşmanı mutlaka durdurabilmek için, elinde hazır başka bir kuvvet olmadığından süvarileri feda etmek lazım geldi. Mustafa Kemal komutanı çağırdı, emrini verdi. Komutan hiçbir reaksiyon göstermeden selam verip geri dönünce, Mustafa Kemal:


-Galiba anlamadı… diyerek kendisini tekrar çağırdı.


-Ne demek istediğimi anladınız mı Diye sordu Komutan cevap verdi


-Evet efendim ölmekliğimizi emrediyorsunuz.


*       Yine Anafartalar’dayız. Mustafa Kemal’in emrinde 6binden az Türk Askeri, 36 yedibuçukluk top ve 21 adet makineli tüfek var. Düşman en az 30 bindir. Bu kuvvetler 24 adet Harp Gemisine sahiptir. Taarruza geçen düşman bu hareketinde başarılı olursa, Çanakkale Boğazını savunmak ihtimali yok olurdu. Mustafa Kemal savunmada kalamazdı. Ölüme atılmak, düşmanı şaşırtmak ve sendeletmek lazımdı. Taarruz emrini verdi. Siper içinde bütün subay ve askerlerin kımıldamadığını gördü. Mustafa Kemal ön sipere girdi. Askerlere konuşur gibi:


-Hiç çekinmeyiniz, ben biliyorum düşman zayıf ve korkaktır. Ben tek yürüyeceğim. Acele etmeyin..Tam fırsatı gelince kırbacımı kaldıracağım, o zaman arkamdan geliniz…Düşman sipere birkaç metre mesafede idi.Mustafa Kemal bütün tehlikeyi göze alarak sürtüne sürtüne siperin üstüne çıktı ve yattı.Sonra kırbacı ile işaretini verdi.Kısa bir andan sonra askerler komutanlarını geride bırakarak düşman siperlerine girdiler. Mustafa Kemal içeriye doğru sıyrılarak sipere girmişti. Vücutlara saplanan süngülerin boğuk hırıltılarını işitiyordur. Bir İngiliz Komutanı ve harekette başarısızlıklarını özürlü göstermek için


-Türkler kovanlarından boşanan arılar gibi hücum ettiler..dedi


*Ölüme giden bu akının bir kısmı kıyılara kadar uzanmıştı. Daha sonra düşman Conkbayırı’nı denedi. O kadar ateş açıldı ki Mustafa Kemal’in ayak basıp da bir çelik parçası olmayan bir karış toprak kalmamıştı. Ölüme doğru insanların kan akıttığı bu çarpışmalardan birinde düşman durmuş, fakat bütün askerler can vermişti. Tüfekleri ellerinde öyle yatıyorlardı ki düşman hücumunu bekleyen canlı bir kıta görünüşünde idiler. Mustafa Kemal’in yanına gelen yüksek komutanlardan biri


-Kuvvetleriniz nerede Diye sordu.


Mustafa Kemal


-Kuvvetlerim mi İşte bu yatan ölüler..dedi İlerideki şehit saflarını gösterdi.


*


Arıburnu’nda durum nazikleşince Mustafa Kemal İstanbul’daki Başkomutanı ile doğrudan doğruya telgraflaşıyordu. Gelibolu Kuvvetleri Komutanı Alman Generalinin karargahı ise çok uzaklarda idi. Muharebeler arasında Mustafa Kemal’i aradı. Sordu:


-Durumu nasıl görüyorsunuz. Nasıl bir tedbir düşünüyorsunuz Mustafa Kemal


-Durumu nasıl gördüğümü daha önce bildirmiştim. Tedbire gelince şimdiye kadar alınacak olanlar alınmıştır. Şimdi alınacak tek bir tedbir vardır.


-Nedir bu tedbir


-Emrinizdeki kuvvetleri emrime veriniz.


Komutan alaylı bir dille


-Çok gelmez mi


Mustafa Kemal olanca ciddiliği ile cevap verdi.


-Az gelir!!!


*


Mustafa Kemal o cehennem ateşi altında bile yaşama adetlerini bozmadı. Toprak altındaki Komutanlık Karagahı, evindeki odası gibi döşeli idi. Bir aralık İstabul’dan Ayan ve Meclis azalarından bir heyet, askerleri ziyaret etmek üzere Çanakkale Cephesine yollanmıştı. İçlerinden biri


-Gelibolu Yarımadasına yaptığımız bu kısa seyahat Ayan Azasından birini bilhassa ürkütmüştü. Zavallı adam her top gürleyişinde bir defa sıçrardı.


-Canım efendim, biz muharebe etmeye mi geldik Ne işimiz var bu cehennemde… diye bağırıp durdu.


*


Nihayet Anafartalar’a vardık. Henüz Albay rütbesinde bulunan Mustafa Kemal grup komutanı idi. Ziyaretçilerden biri karargahı tasvir eder.


-Karargah şimdi gözümün önündedir. Adeta köşk gibi bir şeydi. Kendimizi bir an İsviçre dağlarında sandık. Her şey öyle yerli yerinde idi ki, top sesleri işitmesek kendimizi gezmede zannedecektik. Karargah kesilmiş odunlarla yapılmıştı. Sanki muharebe etmek için değil de, huzur içinde denizi seyretmek için gibi… Karargah kameriye biçiminde bir zeminlikti. Mustafa Kemal ölüm karşısında bile hayat yaratıyordu. Mustafa Kemal heyet azasına karargahı gezdirdikten, hareketler hakkında açıklamalar yaptıktan sora bizi hazırlattığı yemek sofrasına davet etti.


*


       Rakipleri, hatta düşmanları da olsa İstanbul Hükümetindekiler ve Harbiye nezaretindekiler Mustafa Kemal’e derin bir saygı duyuyorlardı. Çünkü o harp, İstanbul’un Kurtuluş Savaşı idi. Hükümet devlet merkezini Anadolu’ya taşımak için hazırlanıyordu. Padişahı Eskişehir’e götüreceklerdi. Saray yaklaşan tehlike karşısında yas içindeydi.


       Mustafa Kemal Albaylığa ve Grup Komutanlığına, o yaşta bu kahramanca zaferleri yüzünden yükselmişti. Düşman durmuş, yıpranmış ve en nihayet geri çekilmişlerdi. Bu olay, Çanakkale muharebesini açmak için ısrar eden İngiliz Nazırı Churchill’in istifasına sebep olmuş ve tarihe şöyle not eklemiştir.


-Anlamıyor musunuz Biz Çanakkale’de Türk’lerle savaşmadık. Allah ile savaştık. Tabi ki mağlup olduk.


-Türk’ler Çanakkale’yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısında adeta bir kale gibi dikilmişlerdir.


       Orduda ve halk arasında Mustafa Kemal adı yayılmıştı. O,her tarafta bozgunlar verdiğimiz korkunç harp yıllarında karanlık içinde yol gösteren bir yıldız gibi parlıyordu. Bu şöhreti bile kıskananlar, o zaman çıkan resimli bir harp dergisinde Mustafa Kemal’in basılmak üzere bulunan resmini çıkartmak emrini verdiler ve onun yerine Alman Generali’nin fotoğrafını koydular. Ancak O’nun askeri dehasına, karakter kuvvetine ve yiğitliğine inanmayan kalmamıştı. O, nişan madalyalarını, ordu ve halk saygısını politik yollardan değil, şerefli meslek ve ahlak başarıları ile kazanıyordu. Harp içindeki sefaletler, cephelerdeki bozgunlar halkı ve aklı erenleri iktidardan soğutmuş olduğu için, gönüller harp politikasının ve hükümetinin muhalifi de olduğunu bildikleri Mustafa Kemal’e dönmüştü. Resmi edebiyat O’nu elinden geldiği kadar unutturmaya ve gölgede bırakmaya uğraşıyordu. Yine de bu ölüm günlerinde bu büyük askere vazife vermekten kimse kaçınmıyordu. O ise vazife aldıkça pırıldıyordu.


ÇANAKKALE SAVAŞLARININ SONUÇLARI


       Çanakkale Savaşlarında yenilen düşman 8/9 Ocak 1916 da topraklarımızı terk edip giderken 252 gün süren tarihin en kanlı savaşlarından biri TÜRK zaferi ile sona ermiştir.


1.Kanlı Savaşlarda yarım milyon insan hayatını kaybetti. Türk’ler 260.000 şehit verdi.


2.Rusya yardım alamayınca Çarlık Rejimi yıkıldı. Ekim 1917 de Bolşevik İhtilali oldu.Komünistler yönetime geldi.Yeni Yönetim Brest Litovsk Antlaşması ile savaştan çekildi.


3.1.Dünya Savaşı 2 yıl daha uzadı.


4.Mustafa Kemal ismi tarih sahnesine yazıldı. Türk’lerin Dünya Sahnesinden silinemeyeceği gerçeği tüm uluslarca kabul gördü.


5.Bulgaristan İttifak Devleri yanında savaşa girdi. Böylece Almanya ile kara bağlantısı kuruldu.


6.Osmanlı Devleti’nin başarılı olduğu tek cephedir.


       Anadolu’daki Türk’lüğün var oluş hikayesine bir yolculuk yaptık. Elbetteki bu zafer bir sonuç değil bir başlangıç olmuş,Kurtuluş Savaşımıza ilham vermiştir. Serüvenimiz 29 Ekim 1923 yılında TÜRKİYE CUMHURİYETİ kurularak doruğa ulaşmıştır. Ve Türkiye Cumhuriyeti her şeye rağmen ilelebet payidar kalacaktır.


 


                                                                                                                              ESENGÜL ORHAN


 


 


     


Esengül ORHAN Diğer Yazıları


Çanakkale

İletişim Bilgileri


İsmet Paşa Mahallesi İnönü Caddesi
157/1 - 17010 - Merkez / Çanakkale

Bir Sorunuz mu Var
info@canakkaleburda.com

Remzi CAN


+90 286 210 0101
+90 539 342 6363

Haber Kategorileri


  Magazin
  Guncel
  Siyaset
  Ekonomi
  Spor
  Cevre
  Saglik
  Emlak
CopyRight by 2021 Çanakkale Burda, tüm hakları saklıdır.
Çanakkale Web Tasarım